Gelenek, gücünü "anında" yaşanmasından ve o anın kutsiyetinden alır. Bayramlaşma töreni, adı üzerinde, bayramda yapılır. Henüz bayram gelmeden, daha Ramazan’ın manevi iklimi uğurlanmadan yapılan bir "bayramlaşma merasimi", bayramın ruhuna değil, siyasetin yoğun ajandasına hizmet etmektedir.
"Aradan Çıkarılan" Maneviyat
Dini ve milli bayramlar, toplumun ortak nefes alma duraklarıdır. Ancak Ak Parti Bolu İl Başkanlığı’nın üç gün önceden gerçekleştirdiği bu program, bayramı gönülden kutlanacak bir sevinçten ziyade, "yapılması gerekenler listesinde" (to-do list) bir madde olarak gördüklerini hissettiriyor. Bayram gelmeden kutlamasını bitirmek, toplumsal bağları güçlendirmekten ziyade, "görevi ifa ettim" demektir.
Sembollerin Deformasyonu
Geleneksel olan, bayram sabahı bir araya gelmektir. Bayramdan günler önce yapılan bir törene "geleneksel" demek, geleneğin içini boşaltmaktır. Eğer her şeyi vaktinden önce, sadece siyasi takvime sığsın diye yaparsak; geriye ne bayramın kutsiyeti kalır ne de geleneğin ağırlığı. Bu durum, toplumsal ritüellerin siyasi pratiklere kurban edilmesidir.
Teşkilat Heyecanı mı, Mesai Bitirme Telaşı mı?
Paylaşımda yer alan "durmadan, yorulmadan çalışan" vurgusu, aslında meselenin özünü ele veriyor: Yorgunluk. Teşkilat o kadar yorulmuş ki, bayramı kendi vaktinde yaşayacak enerjiyi bile bulamayıp, "hazır bir aradayken bunu da halledelim" mantığına bürünmüş. Oysa bayram, o yorgunluğun bittiği, huzurun başladığı yer olmalıydı; aceleyle geçilmesi gereken bir etap değil.
Sonuç olarak
Değerleri korumak, sadece onları anmakla değil, onlara hak ettikleri zamanı ve özeni göstermekle olur. Bayramı bayramdan önce "bitirmek", aslında o bayramı hiç yaşamamaktır.