2 Mayıs 2026, Cumartesi
14:56
Logo
Sponsorlu İçerik

"Ben Vekil Olsam Hizmet Yapmazdım": İş İnsanı Hamza Başaran’dan Tartışılacak Çıkış

Dörtdivanlı İşinsanı Hamza Başaran, Bolu milletvekillerinin performansını ve halkla olan ilişkilerini konu alan analiz haberimize şu yorum yaptı; "Hizmeti yapan belli ödülü başkasına vermeye çalışılıyor, yazık gerçekten ben vekil olsam hizmet yapmazdım yapılan hizmetin kıymeti olmuyor. Mecbursun yapmaya derler Dörtdivan’a bişey yapılmıyorsa Dörtdivanlı kendisinde arasın istemesini bilecek kapıları aşındıracak vekilini önüne katacak ben şunu bunu istiyorum diyecek ilk önce sulama işini bitirecek. Arkasında bir çok iş var daha yapılması gereken.ata sözü ağlamayan çocuğa meme verilmezmiş."
01.05.2026 21:52 147 OKUNMA
"Ben Vekil Olsam Hizmet Yapmazdım": İş İnsanı Hamza Başaran’dan Tartışılacak Çıkış

Dörtdivanlı İşinsanı Hamza Başaran, Bolu milletvekillerinin performansını ve halkla olan ilişkilerini konu alan analiz haberimize şu yorum yaptı;  "Hizmeti yapan belli ödülü başkasına vermeye çalışılıyor, yazık gerçekten ben vekil olsam hizmet yapmazdım yapılan hizmetin kıymeti olmuyor. Mecbursun yapmaya derler Dörtdivan’a bişey yapılmıyorsa Dörtdivanlı kendisinde arasın istemesini bilecek kapıları aşındıracak vekilini önüne katacak ben şunu bunu istiyorum diyecek ilk önce sulama işini bitirecek. Arkasında bir çok iş var daha yapılması gereken.ata sözü ağlamayan çocuğa meme verilmezmiş."

İşte bu yorumun satır aralarındaki o bakış açısını ele alan analiz haberimiz:

Hizmet Bir Lütuf mu, Yoksa Asli Görev mi?

​İş insanı Hamza Başaran’ın yaptığı değerlendirmede en dikkat çeken nokta, seçilmişlerin asli görevi olan "hizmet" olgusunu bir karşılığa bağlaması oldu. Başaran’ın "Ben vekil olsam hizmet yapmazdım, yapılan hizmetin kıymeti olmuyor" şeklindeki ifadesi, siyasetin temel doğasına aykırı bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.

​Milletvekilliği makamı, halktan alınan vekâletle topluma hizmet etme yeridir. Hizmetin "kıymet görmemesi" durumunda hizmetten vazgeçme düşüncesi, demokratik temsil bilinciyle ne kadar bağdaşmaktadır? Halkın oyuyla o koltuğa oturan bir ismin, "takdir görmüyorum" diyerek elini taşın altına koymaktan imtina etme lüksü var mıdır?

Bu bakış açısı, milletvekilliği makamının temel varlık sebebini sorgulatıyor. Halkın oylarıyla meclise gönderilen bir temsilcinin, hizmeti halka karşı asli bir borç değil de, ancak "kıymeti bilinirse" sunulacak bir lütuf olarak görmesi, demokratik sorumluluk anlayışıyla ne kadar örtüşüyor?

Dörtdivanlılara "Ağlamayan Çocuğa Meme Verilmez" Benzetmesi

​Başaran’ın eleştiri oklarından Dörtdivan halkı da nasibini aldı. İlçeye hizmet gelmemesinin faturasını yine halka kesen Başaran, "Dörtdivanlı kendisinde arasın, istemesini bilecek, vekilini önüne katacak" diyerek sorumluluğu seçmende bıraktı.

​Özellikle kullandığı "Ağlamayan çocuğa meme verilmez" atasözü, devletin ve temsilcilerinin hizmet götürme yükümlülüğünü, halkın "yalvarması" veya "kapı aşındırması" şartına bağlayan bir zihniyetin yansıması olarak görülüyor. Bölge insanının en temel hakkı olan hizmete ulaşması için siyasetçilerin peşinde koşması gerektiği gibi bir tablo çiziyor. Oysa modern siyaset anlayışında vekil, halkın ihtiyacını halk kapıya gelmeden tespit etmek ve çözüm üretmekle yükümlüdür. Modern belediyecilik ve devlet anlayışında hizmet; bir talep-arz dengesinden ziyade, bölgenin ihtiyacı doğrultusunda yapılan bir haktır.

Siyaset "Ödül" İçin mi Yapılır?

​Yorumda geçen "Hizmeti yapan belli, ödülü başkasına verilmeye çalışılıyor" ifadesi ise siyasetin bir hizmet yarışı değil, bir "taltif toplama merkezi" olarak görüldüğünün kanıtı niteliğinde. Siyasetçinin ödülü, bölgenin refah seviyesinin artması ve vatandaşın hayatının kolaylaşmasıdır. Hizmetin tapusunu bir kişiye zimmetleme arzusu, analiz haberimizde bahsettiğimiz "Patronlar Kulübü" bakış açısının tam olarak kendisidir.

Sonuç olarak;

Başaran’ın ifadeleri, siyaseti halka hizmet aracı olarak değil, bir karşılıklı memnuniyet ilişkisi olarak konumlandırıyor. Ancak unutulmamalıdır ki; Dörtdivan’ın tozlu yolları, bitmeyen sulama projeleri ve çözüm bekleyen sorunları birer "siyasi pazarlık" konusu değil, o bölge insanının en doğal hakkıdır. Vekillerin görevi halkın peşinden koşmasıdır, halkın vekillerin peşinde "kapı aşındırması" değil.

"Kıymet bilinmiyor" diyerek hizmetten vazgeçme düşüncesi, kamu vicdanında karşılık bulmaktan uzaktır.

HABERLER GÜNCEL
SIRADAKİ HABER

Geredeli Ali Fidan Emniyet Genel Müdürü Oldu

HEMEN OKU

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR