Dikkat
ettim, Bülent Arınç ne zaman çıkıp konuşsa, çok geçmeden Eski Bolu Belediye Başkanı
Alaaddin Yılmaz da bir şeyler konuşuyor, bir şeyler anlatmaya, mesaj vermeye çalışıyor.
Bu
defa konuştukları aslında yenilir yutulur cinsinden değil. Ama bu konuştuklarına
anında cevap vermesi gereken AK Parti Bolu İl Başkanı ve diğer muhatapları kafalarını
kuma gömüp duymazdan gelmeye çabaladıkları için Alaaddin Yılmaz da her defasında
vites yükselterek konuşmaya devam ediyor.
Konuşmasının
bir yerinde Bolu Basınına da sataştığı için ve yine Bolu Basınından da herhangi
bir cevap verilmediği için hakikat mücadelesinde tarihe not düşmek adına cevap
vermek bana düşüyor. Zira Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun da dedi gibi ağız gerçekleri
söylemek, kalem de gerçekleri yazmak içindir.
Alaaddin
Yılmaz, Tanju Özcan’a Bolu Belediye Başkanlığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın
kazandırdığını söylüyor ve “O kadar anket yapan Cumhurbaşkanı aday yaptığı şahsın
kazanamayacağını bilmiyor muydu?” diye ekliyor. Alaaddin Yılmaz ayrıca Fatih
Metin ve Muhammed Emin Demirkol’u kastederek, kazanamadıkları halde bir bakan yardımcısı
yapıldı diğeri başka bir göreve getirildi diyor.
Anlaşılan
Alaaddin Yılmaz üç dönem Bolu Belediye Başkanı olarak görev yapmasına rağmen, dördüncü
defa aday gösterilmemesine çok içerlemiş. Bu içerleme durumunu yadırgamıyoruz, Türk
Siyasetinin genel karakteristiği bu. Koltuğa oturan hiç kalkmadan musalla taşına
kadar gitmeye heves ediyor. Kendisinden sonra tufan olduğuna inanıyor ve seçmenleri
de bu tufanla korkutuyor.
Alaaddin
Yılmaz her ne kadar suçu Cumhurbaşkanına atsa da Tanju Özcan’ın kazanmasına
zemin hazırlayan şartları kendisinin oluşturduğunu saklayamaz. Kendi partisinin
teşkilat mensuplarının bile görüşmekte zorlandığı bir kibir abidesi olarak hafızalara
kazındığı, biz yapalım da mahkeme arkasından gelsin düzeltsin mantığıyla canından bezdirdiği vatandaşlar unuttu mu?
Bir
kötünün kırk yere zararı olurmuş misali, zararı kendisinden sonra gelen
adaylara da tuttu. Alaaddin Yılmaz’a kızan AK Parti’den soğudu. Parti içinde oluşan
hiziplerin de katkısıyla Tanju Özcan seçimleri kazandı.
Alaaddin
Yılmaz tıpkı Bülent Arınç gibi yüksek bir özgüvenle konuşmaya devam ediyor ve
kendisinin FETÖ ile en çok mücadele eden başkan olduğunu, FETÖ ile Recep Tayyip Erdoğan’dan bile çok mücadele ettiğini söylüyor.
Zannedersiniz ki, FETÖCÜ hainler Marmaris’te Erdoğan’ı değil de 200 bin nüfuslu
bir ilin Belediye Başkanı olan ve adını ilçelerde bile çok kişinin bilmediği
Alaaddin Yılmaz’ı öldürmeye teşebbüs ettiler. Zannedesiniz ki 17 ve 25 Aralık
teşebbüsleri Erdoğan’a değil de kaldırım bozup tekrar kaldırım yapan Alaaddin
Yılmaz’a yapıldı. Sanki Alaaddin Yılmaz yok edilse Türkiye düşerdi. Adaylığı Erdoğan’ın
lütfuna kalmış Alaaddin Yılmaz, kendisini Erdoğan’dan da üste taşıyarak kendisinin
Erdoğan’dan bile çok FETÖ ile mücadele ettiğini söylüyor. Tıpkı Bülent Arınç ve
Abdullah Gül ikilisinin geçtiğimiz günlerde AK Parti’nin kuruluş yıldönümü
nedeniyle yaptıkları konuşmalarda kerameti kendilerinde görmeleri gibi.
Abdullah
Gül, Bülent Arınç ve Alaaddin Yılmaz ne yiyorlar ve ne içiyorlar da kafaları bu
kadar güzel olabiliyor, kendilerini dev aynasında görebiliyorlar ve bu kadar
rahat sallayabiliyorlar. Biz de deneyelim, belki mazotun 100 TL civarında dolaştığı şu günlerde iyi gelebilir.
Alaaddin
Yılmaz Bolu Basınının muhalefet etmediğini söylüyor. Bolu’da basının muhalefet
etmeme hastalığına AK Parti, hatta kendisinin Başkanlığı dönemindeki
uygulamalar öncülük etti. Muhalefet edenlere de o dönem neler yaptığınız da
unutulmadı. Sırf sizi eleştirdikleri için Bolu Havadis ve Bolu Gündem Gazetelerini
mühürletmiştiniz. Belediyelerin basını destekleme
ve kontrol altında tutma politikaları neticesinde, Bolu’da AK Parti’ye
muhalefet edebilen bir iki istisna dışında medya kuruluşu kalmadı. Şimdilerde
medyanın muhalefet etmemesinden yakınması tam bir tezattır.
Peter
F. Drucker Yeni Gerçekler adlı kitabında silahların artık amaca ters düşer hale
geldiğinden bahsederken, siyasi amaçlara ulaşmak için ülkelere ya da devlet dışı
aktörlere verilen silah yardımlarının bir süre sonra o silahları veren ülkelere
döndüğünü belirtir. İşte Alaaddin Yılmaz döneminde oluşturulan bu destek ve imkanlar
bir süre sonra kendisine silah olarak dönmüş olmalı ki medyanın muhalefet
etmemesinden şikayet ediyor.
Peki
Alaaddin Yılmaz neden son zamanlarda böyle cesur çıkışlar yapabiliyor ve neden gerçekleri
saptırabiliyor? Bana göre iki ihtimal öne çıkıyor. Birincisi, Tanju Özcan gibi güçlü
bir siyasi aktörün şu an için siyaset sahnesinden silindiğini düşünerek Cumhurbaşkanına
“Bak ben buradayım, hata yapma seçim kaybetme yeniden beni aday göster.’ mesajı
veriyor. İkinci ihtimal ise “Hem kendisinin siyasi geleceğinden hem de AK Parti’den
ümidini kesmiş, intikam alırcasına içinde sakladıklarını gün yüzüne çıkarıyor.
Bülent
Arınç, Abdullah Gül, Alaaddin Yılmaz ve benzeri bazı kişilerin AK Parti içindeki
durumlarını açıklamak için sanırım şu söz yeterli olur; “Aynı sofradan yemek
yedik, karnı doyan düşman oldu” Bunların hepsinin de karnı doydu şimdi sofrayı
devirme zamanı.
MUTLU
BİLGE
