3 Temmuz 2026, Cuma
21:48
Logo
Sponsorlu İçerik

İSLAM DÜŞMANLARININ SANAT MASKESİ

MUTLU BİLGE
MUTLU BİLGE
03.07.2026 03:52 | 21 OKUNMA

İslamiyet'in doğuşundan günümüze kadar 14 asır ya da başka bir ifadeyle 1416 yıl geçmiştir. 14 asırdan beri iman ile küfür arasındaki mücadele amansız bir şekilde devam etmektedir.

Bu mücadele içinde bulunan çağın imkanları dahilinde kılıçla, top ve tüfekle, son derece gelişmiş silahlarla, medya aracılığıyla ve sanat kisvesi altında çeşitli uyduruk araçlarla devam etmektedir. Öncelikle biz Müslümanlar olarak şuna inanıyoruz ki, İslam nurunu muhakkak tamamlayacaktır. Buna hiçbir güç engel olamayacaktır. Bu yönden içimiz rahat.

Tabii bu bizi rehavete sevk etmemeli. İslam’a karşı her türlü saldırı ve tecavüzlerle elimizdeki imkanlar dahilinde mücadele etmek her Müslümanın görevi. Bugün ben elimdeki en büyük imkanlardan biri olan medya ve yazılarımla bu mücadeleyi gerçekleştirmeye çalışıyorum. Bir başkası da kendi imkanları dahilinde elindeki araçlarla bir mücadeleye katkıda bulunabilir.

Deniz Göktaş isimli sözde komedyenlik yapan bir soytarı kendisini izlemeye gelenleri güldürmek için İslamiyetle Kur'an-ı Kerim'le açıkça alay eden, sözler sarf etti. Gösteriyi izleyen güruh da sanki çok iyi bir halt etmiş gibi çılgınca alkışladı. Doğal olarak, hakkında soruşturma başlatıldı ve yurt dışından dönerken havalimanında gözaltına alındı.

Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasından sonra malum çevreler tarafından yapılan yorumlar gösteriyor ki, bu kadim topraklarda İslam'ın ne kadar da çok düşmanı varmış. Kimi açıktan kimi ise düşünce ve ifade özgürlüğü maskesi altında dolaylı olarak İslam karşıtlığını, İslami değerlere karşı saldırganlığını gösteriyor.

Tanzimat Aydınının, kendisini hakir gören, geri kalmışlığın temel nedenini İslam dinine bağlayan zehirli düşünce yapısı günümüzde de devam ediyor. Bu çevreler tarafından seküler olmak, İslam'a mesafe koymak, Müslüman olanlara karşı her fırsatta saldırmak aydın olmakla eşdeğer tutuluyor. Mevcut konjonktürde İslam’a karşı nefretlerini açıkça ortaya koyamayanlar Deniz Göktaş gibi soytarıların sözde komedi ya da sanat adı altında sergiledikleri rezaleti en temel insan haklarından biri olan düşünce ve ifade özgürlüğü ile savunmaya kalkıyorlar. Oysa yine bu malum çevreler, Deniz Göktaş bu sözleri İslamiyet dışında başka bir din ya da inanış için örneğin Hristiyanlık ya da Musevilik için sarf etmiş olsa inanın ortalığı ayağa kaldırırlardı.

Yanlış anlaşılmasın! hiçbir dine saygısızlığı kabul edemeyiz. İnsanların kutsallarına saldırmak, alaya alıp aşağılamak en büyük alçaklıktır. Bu düşünce ve ifade özgürlüğü ile savunulamaz. Özgürlüklerin de bir sınırı vardır. Özgürlüklerimizin sınırı başkalarının özgürlüklerinin başladığı yerdir. Eğer birisi düşünce ve ifade özgürlüğü maskesi altında bizim inançlarımızla alay ediyorsa duygularımızı rencide ediyorsa, bizim din ve inanç özgürlüğümüzün sınırında ihlal ediyor demektir. Bu sınır ihlal edildiğinde karşılık vermemizde en doğal hakkımızdır.

Hiçbir sanat, insanların rencide edilmesi üzerine icra edilemez. Sanat insan ruhunu geliştirmeyi ve yatıştırmayı amaçlar. Duyguları rencide eden, insanları yaralayan hiçbir uygulama sanat olarak kabul edilemez. Deniz Göktaş gibilerin, insan onuruna ve dini inançlarına yönelik çirkin sözler sarf ederek yapmış oldukları iş, ne komedyenlik ne de sanattır. Bu olsa olsa lağım kuyusunun dışarı akmasıdır.

Bu nedenle savcılığın Deniz Göktaş hakkında soruşturma başlatması ve gözaltına alması esasen demokratik bir hukuk devletinde beklenen bir sonuçtur. Çünkü demokratik bir hukuk devletinde inançlar, din ve vicdan hürriyeti koruma altındadır. Savcılık bu uygulamasıyla Müslümanların hukukunu korumak için harekete geçmiştir.

Eğer bu şekilde hareket edilmeseydi, İslam düşmanlarının sanat ya da çeşitli maskeler altında saldırı ve tecavüzleri devam edecekti. Sadece İslam'a yönelik değil diğer bütün dini inançlara yönelik bu tarz uygunsuz eylemlere karşı da hukuk sistemi gereğini yapmalıdır.

Mutlu Bilge

03.07.2026 / İSTANBUL

SIRADAKİ MAKALE

KUYRUK ACISI

HEMEN OKU

YAZARIN DİĞER YAZILARI