Tarım ve Orman Bakanı’nın Karabük’teki buğday hasadının ardından sosyal medyada paylaştığı pembe tablo, tarladaki acı gerçeklerle çelişiyor. Bakan her marifeti “toprağın cömertliğine” bağlarken; üretici topraktan değil, belini büken tarım politikalarından ve katlanan maliyetlerden dertli.
Karabük’te gerçekleştirilen buğday hasadı sonrası Tarım Bakanı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda toprağın sabrına, emeğin kutsallığına ve tarladan sofraya uzanan bereketli yolculuğa vurgu yaptı. Ancak Bakan’ın toprağın cömertliğini ve üretimin “sevindirici” tarafını öne çıkaran bu romantik dili, Türkiye genelinde üreten, eken ve biçen çiftçinin yaşadığı derin ekonomik krizin üzerini örtmeye yetmiyor.
Çiftçinin ve köylünün zaten asırlardır ne toprakla ne de doğayla bir problemi var. Asıl sorun; doymak bilmeyen girdi maliyetleri ve üreticiyi mağdur eden alım politikaları.
Tarladaki Gerçek: 80 TL’yi Aşan Mazot ve Rekor Gübre Fiyatları
Bakan’ın “bereket” vurgusu yaptığı tarlada traktörün kontağını çevirmek artık bir servete mal oluyor.
Kontrolsüz Yakıt Maliyeti: Litre fiyatı 80 TL eşiğini geçen mazot, çiftçinin belini büken en büyük kalem haline geldi. Ekerken, sürerken, gübrelerken ve hasat ederken defalarca depoyu doldurmak zorunda kalan üretici, ürünü daha kaldırmadan borç batağına saplanıyor.
Gübre ve Tohum Kıskacı: Yüksek enflasyon ve döviz kuruna bağlı olarak fırlayan gübre ve ilaç fiyatları yüzünden birçok çiftçi toprağa atması gereken ideal gübre miktarını azaltmak zorunda kalıyor. Bu durum rekolteyi ve kaliteyi doğrudan tehdit ediyor.
Söylemde “Bolluk”, Kasada “Bozuk Para”
Bakanlığın “tüm cömertliğini gözler önüne serer” dediği toprak, sözünü tutsa da açıklanan düşük ürün alım fiyatları çiftçinin emeğini sıfırlıyor.
Topraktan kaldırılan buğday; mazotun, gübrenin ve işçiliğin faturasını karşılamaya yetmiyor. Alım fiyatlarının maliyet artışlarının ve resmi enflasyonun çok altında kalması, üreticiyi tüccarın eline mahkûm ediyor. Toprak cömert davranıp bol ürün verse dahi, uygulanan alım politikaları yüzünden çiftçinin kasasına bolluk değil, borç giriyor.
Edebiyat Değil, Destek Lazım
Tarım politikalarının odağı; toprağın romantik güzellemesini yapmak değil, o toprağı işleyen insanı tarlada tutabilmektir. Mazottaki ÖTV ve KDV yükü kaldırılmadan, gübreye somut ve sürdürülebilir destekler sağlanmadan ve çiftçinin alın terini koruyan adil alım fiyatları belirlenmeden yapılan her “hasat paylaşımı”, sahada karşılığı olmayan bir söylemden ibaret kalacaktır.
Köylü toprağına küsmedi; ama uygulanan yanlış tarım politikaları yüzünden tarlasını terk etme noktasına geldi. Tarım Bakanlığı’nın yanıtlaması gereken asıl soru şudur: Toprak sabırlı, peki üreticinin bu maliyetlere dayanacak sabrı kaldı mı?
