ANALİZ HABER / Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla kırsal kalkınmanın ve tarımsal verimliliğin anahtarı olarak sunduğu "Arazi Toplulaştırma Projeleri"ni parıltılı grafiklerle övmeye devam ediyor. Bakanlığın "Parçalı arazileri birleştirdik, verimliliği zirveye taşıdık" sloganıyla duyurduğu projede ölçek ekonomisi, tarla içi yollar ve maliyet tasarrufu gibi pembe bir tablo çiziliyor. Ancak Ankara’nın bu "verimlilik zirvesi" vizyonu, taşradaki gerçeklerle çarpışınca ortaya bambaşka bir manzara çıkıyor.
Bakanlığın iddiaları ile sahadaki pratik arasındaki derin uçurumu anlamak için Bolu’nun Dörtdivan ilçesindeki üreticilerin uzun süredir yükselen çığlığına ve itiraz dilekçelerine bakmak yeterli.
Masa Başında Çizilen Haritalar, Sahadaki Gerçeklere Çarptı
Bakanlık paylaşımlarında "Toprağımız bereketleniyor, üreticimiz kazanıyor" dese de Dörtdivan ovasında yürütülen çalışmalarda köylülerin en büyük şikayeti, projelerin coğrafi ve sosyal gerçeklerden uzak, adeta "masa başında" yapılmış olması. Bölgeden yükselen itirazlar incelendiğinde, projenin temel hedefleriyle taban tabana zıt şu kronik sorunlar öne çıkıyor:
- Verimli Araziye Karşılık Çorak Toprak: Çiftçiler, yıllardır gözü gibi baktığı, organik maddesi yüksek, işlenmiş ve su kenarındaki verimli parsellerinin ellerinden alındığını; karşılığında ise dağ yamacında, taşlık veya tarıma elverişsiz çorak araziler verildiğini belirtiyor.
- Hakkaniyetsiz Kesinti Oranları: Toplulaştırma esnasında yol ve kanal yapımı gerekçesiyle uygulanan "ortaklık payı" kesintilerinin adaletsiz dağıtıldığı, bazı üreticilerin topraklarında kabul edilemez oranlarda küçülme yaşandığı iddia ediliyor.
- Sosyal Barış Tehlikede: Yıllardır akrabalar arasında sorunsuz işletilen yerleşik mülkiyet düzeninin bozularak, mülklerin birbiriyle hukuki veya kişisel ihtilafı olan insanlarla zorunlu hisse ortağı yapılması, köylerdeki sosyal barışı da baltalıyor.
"Yol Yapıyoruz" Derken Altyapı Kilitlendi
Bakanlığın "Tarla içi yollarla ulaşımı kolaylaştırıyoruz" vaadi de Dörtdivan'da sıkça sekteye uğrayan bir diğer başlık. Çiftçiler, yeni çizilen parseller yüzünden bahsedilenin üzerinde hak kayıplarına uğradıklarını belirtiyorlar. Diğer yandan ne açılan yollar tamamlanabildi ne de vadedilen sulama hatları çekilebildi. Projenin Dörtdivan'daki uygulaması tam anlamıyla bir fiyasko
Sonuç: Reform mu, Çiftçiyi Toprağa Küstürmek mi?
Arazi toplulaştırması; Türkiye gibi tarım arazileri miras yoluyla aşırı bölünmüş, küçük ve dağınık parsellere sahip bir ülkede teorik olarak kesinlikle doğru ve yapılması gereken bir reformdur. Modern tarımın bu şekilde yürütülemeyeceği bir gerçek. Ancak bu reform; şeffaflıktan uzak, bölge çiftçisinin rızasını almadan ve tamamen müteahhit firmaların insafına bırakılmış ihale süreçleriyle yürütüldüğünde, tarımı kurtarmaktan ziyade üreticiyi toprağından koparıyor.
Tarım Bakanlığı'nın parıltılı sosyal medya paylaşımlarının arkasında, elinden tarlası alınan ya da verimsiz toprağa mahkum edilen Dörtdivanlı üreticinin mağduriyeti yatıyor. Bakanlığın bu projelere "gerçekten başarılı" diyebilmesi için, masa başı haritaları bir kenara bırakıp taşradan yükselen bu itiraz dalgasına kulak vermesi ve mülkiyet mağduriyetlerini acilen gidermesi gerekiyor. Aksi takdirde, "verimlilik zirveye taşındı" denilen yerde tarımsal üretim, tabana çakılmaya mahkum kalacak.
