Yıllardır imar uygulamaları, 18. Madde düzenlemeleri ve Büyük Ova Projesi kısıtlamalarıyla mülkiyet ve yapılaşma hakları daralan Dörtdivanlı vatandaş, şimdi de 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi (kadastro yenileme çalışması) bahanesiyle karşı karşıya. İlçede en az 2 yıl sürmesi beklenen yenileme çalışmaları, ev yapmak isteyen vatandaşı idari bir kördüğümün içine sürükledi.
Sorumluluk Almayan Bürokrasi, Tıkanan Başvurular
Dörtdivan’ın bir köyünde kendi tapulu arsasına ev yapmak isteyen bir vatandaş, İl Özel İdaresi’ne yapı ruhsatı başvurusunda bulundu. Ancak iddianın odağındaki idari tutum, bürokrasinin vatandaşa bakış açısını bir kez daha gözler önüne serdi.
“Kadastro yenilemesi var, ruhsat veremeyiz.”
Oysa söz konusu parsel, daha önce Lisanslı Harita Kadastro Bürosu (LİHKAB) tarafından resmi ölçümleri yapılmış, sınırları netleşmiş ve Kadastro Müdürlüğü yetkililerince sözlü olarak “Bu parselde yenilemeye gerek yok, işlem tamamlandı” bilgisi verilmiş bir taşınmaz.
Buna rağmen Bolu İl Özel İdaresi, sadece rutin bir bilgi yazısıyla yetinmeyip Kadastro Müdürlüğü’nden adeta “ileride doğabilecek tüm hukuki sorumluluğu üstlendiğine dair” olağan dışı bir taahhüt belgesi talep ediyor. Kurumlar arası bu sorumluluk paslaşması yüzünden vatandaşın ruhsat evrakları dahi teslim alınmıyor; başvuru değerlendirmeye dahi girmeden kapıdan çevriliyor.
Yüksek Enflasyon Çağında 2 Yıllık Erteleme ne Demek?
Kadastro yenileme projesinin 1,5 yıl süreceği, olası itiraz süreçleriyle birlikte bu sürenin en az 2 yıla uzayacağı belirtiliyor.
Türkiye ekonomisinin mevcut koşullarında, inşaat girdi maliyetleri ve enflasyon ortadayken bir vatandaşa “2 yıl bekle” demek, aslında “O evi hiç yapma” demektir. Bugünden yarına çimento, demir ve işçilik fiyatlarının katlandığı bir ortamda, 2 yıllık bir erteleme vatandaşın maliyetini en az ikiye, belki de üçe katlayacaktır. Bu durum açıkça bir idari mağduriyettir.
Dörtdivanlı Ne Yapsın? Memleketi Terk mi Etsin?
Dörtdivan halkı zaten uzun süredir bölgedeki arazi ve imar kısıtlamaları nedeniyle toprağını, atasından kalan arsasını verimli kullanamamaktan şikayetçi. Sınırları belli, çekme mesafeleri belli, kadastrosu oturmuş bir arsaya dahi bir konut yapamamak, yerel halkın sabrını zorluyor.
Vatandaş haklı olarak soruyor: “Babasının tapulu arazisine dahi bir başını sokacak ev yapamayacaksa bu halk ne yapsın? Dörtdivan’ı terk edip gitsin mi?”
Çözüm Kaçış Değil, Şeffaf ve Esnek İdare
Devletin asli görevi, mevzuatı vatandaşı cezalandırmak veya süreçleri kilitlemek için değil; kamu yararını ve vatandaşın mağdur olmamasını göz gözeterek işletmektir. Özel İdaresi, evrak teslim almaktan kaçınmak yerine başvuruyu resmi olarak almalı ve süreci yazılı gerekçelerle vatandaşa tebliğ etmelidir.
Kazanılmış Hakların Korunması
LİHKAB ölçümü tamamlanmış, teknik sınırı kesinleşmiş ve yenileme çalışmasından etkilenmeyecek parseller için geçici izin/şerh mekanizmaları işletilerek ruhsat süreçlerinin önü açılmalıdır. Dörtdivanlı vatandaşın beklemeye tahammülü de bütçesi de kalmamıştır. Bölge yetkililerinin bu bürokratik tıkanıklığı bir an önce çözmesi ve vatandaşın toprağıyla, memleketiyle olan bağını koparacak uygulamalara son vermesi gerekmektedir.
