Söze “Bizim zamanımızda...” diyerek başlayıp geçmiş ülkücülüğünü bir referans mektubu gibi kullanan, ancak gerçekte AK Parti’ye güzellemeler çekerek alan açmaya çalışan bazı tipler türedi. Bolu Bilge Haber, bu “kerameti kendinden menkul” profillerin siyasi taktiklerini analiz ediyor.
Türk siyaseti, özellikle son yıllarda ideolojik kimliklerin kişisel ikbal uğruna nasıl birer ticari metaya dönüştürülebileceğine çarpıcı bir biçimde şahitlik ediyor. Bu durumun en net örneği; kurumsal milliyetçi harekete falanca tarihte girdiğini iddia ederek söze başlayan, mevcut yapıyı sert dille eleştirirken eş zamanlı olarak AK Parti politikalarına övgüler dizen figürlerin çoğalmasıdır.
Bolu Bilge Haber Analiz Masası, bu figürlerin kimlik stratejilerini ve perde arkasındaki menfaat arayışlarını mercek altına aldı.
İki Cami Arasında Kalmış Beynamaz Pozisyonu
Bu profillerin metodolojisi incelendiğinde, ortada net bir ideolojik duruş veya entelektüel bir eleştiri olmadığı görülmektedir. Karşımızdaki tablo, tamamen “nereden, nasıl bir nasip döneceğini” kestirememenin verdiği bir sıkışmışlık halidir. Bu durum, “iki cami arasında kalmış beynamaz” pozisyonu olarak tarif edilir. Ne MHP’nin kurumsal disiplinine ve hukukuna ait olabilen ne de AK Parti’nin çekirdek kadroları tarafından samimi bulunarak kabul edilen bu yapılar, iki odak arasındaki gri alandan beslenmeye çalışmaktadır. Kendilerini dışarıdan “milliyetçi-muhafazakar” ve “vatan millet sevdalısı” ambalajıyla sunan bu tiplerin asıl hedefi; şimdiki zamanın inşasını kendi kişisel menfaatleri, ihale, makam veya ekran görünürlüğü üzerine kurmaktır.
Eleştiri Maskeli İtiraf ve Kronolojik İstismar
Söz konusu figürlerin en büyük yanılgısı, geçmişte ödenen bedelleri veya harekete giriş tarihlerini bugünkü kurumsal yapıyı yıpratmak için bir “sopa” olarak kullanabileceklerini sanmalarıdır. Oysa ki rasyonel bir analizle bakıldığında; bir kişinin geçmiş kronolojisine sığınarak içeridekileri eleştirmesi ve bunu yaparken başka bir siyasi odağa güzelleme yapması, ülkücü hareketle fikri ve organik bağının kalmadığının baştan bir itirafıdır. Geçmişin hafızası, bugünün konjonktüründe iktidar nimetlerinden pay kapmak için bir meşruiyet kalkanı haline getirilmek istenmektedir.
“Ülkücünün Eskisi Yenisi Yoktur”
Milliyetçi hareketin tarihsel ve yazısız hukuku, bu tarz yapay ayrışmaları ve zaman mühendisliklerini kökten reddeder. Bu gelenekte asıl olan ilke şudur: Ülkücünün eskisi yenisi yoktur, ülkücü ülkücüdür. Ülkücülük zamana hapsedilen bir görev ya da emekli olunduğunda kenara bırakılan bir unvan değildir; sürekli bir adanmışlık ifade eder.
Sonuç olarak; yönünü ilkeler yerine rüzgara, nasibe ve kişisel ikbale göre belirleyen bu “kerameti kendinden menkul” tipler, Türk siyasetinin geçici aktörleridir. Bolu Bilge Haber’in analizine göre; geçmişi bir ticaret nesnesi haline getirerek iki mahalleden de rant devşirmeye çalışan bu pragmatist çizgi, kurumsal yapılar ve kamuoyu nezdinde samimiyet turnusolune takılmakta, iki arada bir derede kalarak meşruiyetini tamamen yitirmektedir.
Bolu Bilge Haber | Analiz
