Fenerbahçe
bugün bu sorunun cevabıyla karşı karşıya.
1908’de
Papazın Çayırı, 1929’da Fenerbahçe Stadı, 1982’de yenilenen stat ve 1998’de
Aziz Yıldırım döneminde yeniden büyütülerek Şükrü Saracoğlu adını alan
mabedimiz… İsimler, tribünler ve kapasite değişti ama bütün bu tarih aynı arazi
üzerinde yazıldı. Kadıköy, hem geleneğin hem de modernleşmenin simgesi oldu.
Ancak
Aziz Yıldırım’ın bugün Yüksek Divan Kurulu’nda yaptığı açıklamalar, Fenerbahçe
camiasını ikiye bölebilecek bir soruyu yeniden gündeme taşıdı. Önce
açıklamaları kısaca özetleyip ardından kendi fikrimi belirtmek istiyorum.
Aziz
Yıldırım’ın anlattığına göre devlet, EURO 2032 finalinin Türkiye’de
oynanabilmesi amacıyla Maltepe’de yaklaşık 75 bin kişilik bir stat üzerinde
çalışıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ile yapılan görüşmede
Fenerbahçe’ye, özetle, “Bu stadı size tahsis edelim, Kadıköy’deki stattan çıkıp
buraya geçin” şeklinde bir teklif iletilmiş.
Benim
fikrim
Bana
göre devlet, Maltepe’de bu stadı yapmaya büyük ölçüde karar vermiş durumda.
Fenerbahçe’ye tahsis edilmezse stadın TFF’nin kullanımına kalması ve belki de
bugünkü Olimpiyat Stadı gibi seyrek kullanılan bir yapıya dönüşmesi ihtimal
dâhilinde. Üstelik milli maçlar ve kupa finalleri için Ankara’da yapılan yeni
19 Mayıs Stadı’nın da tamamlanmasıyla böyle bir tesisin kullanım sıklığı ayrı
bir tartışma konusu olacak.
Büyük
yatırımlarla yapılan stadyumlar âtıl kaldıklarında, garajda bekleyen araçlar
gibi zamanla yıpranır. Bu nedenle stadın düzenli kullanılması gerekir. Buna
karşılık, yeterli geliri olmayan bir stadın bakım ve onarım giderleri uzun
vadede ciddi bir mali yük oluşturabilir. Devlet, stadı Fenerbahçe’ye tahsis
ederek bu yükü azaltmayı amaçlıyor olabilir.
Madrid’de
Atletico Madrid’in Metropolitano Stadı’nı kullanması ve Londra’daki Olimpiyat
Stadı’nın West Ham’a tahsis edilmesi, bu tür çözümlere örnek gösterilebilir.
Her iki kulübün de tarihsel bağ kurduğu statları vardı; buna rağmen yeni
tesisler üzerinden farklı ekonomik ve sportif imkânlar oluşturuldu.
Eğer
Aziz Yıldırım’ın söylediklerini doğru anladıysam —ki birçok kişinin benim gibi
anlamadığını düşünüyorum— bu pazarlıkta Fenerbahçe’nin eli zannedilenden çok
daha güçlü olabilir. Ancak asıl meseleye gelelim.
Ben
stadın taşınmasından yana değilim.
Ben,
futbolun modernleşme adına her şeyi değiştirmesine ayak uydurmak istemiyorum.
Bana geri kafalı, maddi imkânları hiçe sayan biri diyebilirsiniz. Belki de öyle
düşünüyorum. Ama benim için Fenerbahçe demek, biraz da Kadıköy demektir.
Daha
fazla gelir istemiyoruz. Kupaları zaten on yıldır göremiyoruz; fazlasında
gözümüz yok. Yıldız futbolcular sizin olsun. Kemal Ademi’yi bile o formayla
izledi bu gözler. Ama bizim şanımızı, stadımızı ve genlerimizi değiştirmelerine
izin veremeyiz.
Çünkü
mesele yalnızca bir stadyum değil. Mesele, Fenerbahçe’nin kimliğini oluşturan
değerleri koruyabilmek.
Kadıköy’ün
eski atmosferi, bir zamanlar tribünleri dolduran gerçek taraftarların sesinden
ve tutkusundan besleniyordu. Bugün ise tribünlerin giderek daha yüksek gelir
grubuna hitap eden bir yapıya dönüşmesiyle o eski atmosferin zayıfladığını
düşünüyorum. Elbette mesele yalnızca bilet fiyatları değil; ancak gerçek
taraftarın tribünde daha fazla söz sahibi olabilmesi, o ruhun yeniden
canlanması için önemli.
Fenerbahçe’nin
yapması gereken, bence yeni bir stada taşınmak yerine mevcut stadını
genişletmeye devam etmek, bilet fiyatlarını makul seviyelerde tutmak ve gerçek
taraftarı tribünlerin atmosferi belirleyen bölümlerine yeniden kazandırmaktır.
Aradığımız şey yalnızca daha büyük bir stat değil, Kadıköy’ün eski ruhudur.
Ben
ne yıldız futbolcu istiyorum ne de rekor gelirler. Ben, âşık olduğum renklerin
ait olduğu yerde kalmasını, Fenerbahçe’nin kendi genlerine sahip çıkmasını
istiyorum. Diğer kulüplerin yaptığı gibi devletle yapılacak bir anlaşma
karşılığında büyümeye gitmek zorunda değiliz. Büyümek, her zaman başka bir yere
taşınmak demek değildir.
Fenerbahçe
yalnızca bir futbol kulübü değildir. Fenerbahçe, bir tarihtir, bir kültürdür,
bir aidiyettir.
Kadıköy
bu tarihin en önemli parçalarından biridir. Elbette zaman değişecek, statlar
yenilenecek, futbol ekonomisi büyüyecek. Fakat bütün bunları yaparken bizi biz
yapan değerleri kaybedersek geriye ne kalacak?
Benim
cevabım belli: Ben daha fazlasını değil, bize ait olanı istiyorum.
Çünkü
Fenerbahçe, Fenerbahçelilerindir. Ve bazı şeylerin değeri, parayla
ölçülemeyecek kadar büyüktür.
Sefa
Bilge
24.10.2026
/ İstanbul
