Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın Casino’daki fotoğrafına yönelik eleştiriler hakkında yazdığım “Sana ne?” başlıklı yazıma gelen bazı eleştirileri görünce bir an kendimi Sahabe döneminde yaşıyor zannettim. Meğer ne kadar çok dini bütün kişiler varmış.
Bu dini bütün kişiler, kendilerine çeki düzen vermişler, her şeyi halletmişler, başkalarının günah ve sevap işleriyle uğraşmayı kendilerine vazife bilmişler. Dini de siyaseti de bunlardan daha iyi bilen yok. Hele ahlak meselesinde kimse bunların ellerine su dökemez.
Ancak şöyle yazılı olmayan bir kural var; kişi en çok da kendi eksik olduğu konularda başkalarını yargılar ve bütün hışmıyla nefret kusar. Tanju Özcan meselesinde din ve ahlak dersi verenlerin bir kısmının aslında iyi birer münafık olduklarını geçmişte yaşanan olaylarda verdikleri tepkilerden anlayabiliriz.
Bu efendiler, kendi destekledikleri belediye başkanı 85 puanlı aday dururken 59 puanlı adayı işe aldığında, yani kul hakkı bal ve kaymakla katık edilerek yenirken sessizdiler. Kendilerine yakın siyasetçilerin usulsüzlükleri karşısında ortalıklarda yoktular. Bunda şaşılacak bir durum yok. Sahabe döneminde de münafıklar vardı günümüzde de var, bundan sonra da illaki olacaktır. Esas olan, düşünce ve ifade özgürlüğü içerisinde gerçekten öyle düşündüğü için eleştirenlerle münafıkları ayırabilmektir.
Önce şu hususa bir açıklık getirelim; biz seçmenler olarak milletvekili ya da belediye başkanı seçerken, İmam ya da müftü seçmiyoruz. Aslında bir kamu görevlisi seçiyoruz. Onlardan Evliya olmalarını beklemiyoruz. Beklediğimiz şey, liyakatlı yani işlerinin ehli olmaları, görevlerini dürüstçe yerine getirmeleri ve işlerini aksatmamalarıdır. Özel hayatları ile yerine getirdikleri kamu görevlerini birbirine karıştırmamalarıdır. Bunları başarı ile yerine getirdikleri müddetçe özel hayatları bizi ilgilendirmez.
Hani diyorlar ya seçilmişler bizi temsil ediyorlar, özel hayatlarına dikkat etmeliler diye. Seçilmişler bizi temsili demokrasinin bir gereği olarak sadece seçildikleri görevde temsil ediyorlar. Görevlerinin dışında bizi neden temsil etsinler. Örneğin, Tanju Özcan bizi Bolu Belediye Başkanlığı görevinde, milletvekillerimiz ise TBMM’deki görevlerinde temsil ediyorlar. Bunun dışında bir temsil durumu sözkonusu olamaz. Yani camiye giderlerse bizi camide, meyhaneye giderlerse meyhanede mi temsil etmiş olacaklar? Elbette hayır. Onların meyhaneye ya da camiye gitmeleri kendi özel hayatlarıyla ilgilidir. Bu yüzden rahat olun! Tanju Özcan sizi Casino’da temsil etmemiş oluyor. Tanju Özcan içerse siz de içmiş ve günah kazanmış olmuyorsunuz.
Tanju Özcan izinli olduğu ve görevini vekaleten başka birine bıraktığı için izinli olduğu süre boyunca artık Bolu Belediye Başkanı değildir. Vatandaş Tanju Özcan’dır. Temsil görevini geçici olarak devretmiştir. Bu açıdan da rahat olun.
Bunları söylemek, kumar oynamayı ya da içki içmeyi övmek değildir. Ama günahı ve sevabı alkole ve kumara kadar indirgeyip basitleştiren ancak gözlerinin önündeki büyük günahlar karşısında gıkı çıkmayan, şu din tacirlerinden bıktık usandık.
Mutlu Bilge
20.08.2025 / BOLU