Dörtdivan’da
bir hafta içerisinde meydana gelen iki ayrı kalp krizi vakası ve ardından
yaşanan ölüm olayları, ilçedeki acil sağlık hizmetlerinin niteliğini ve
işleyişini bir kez daha tartışmaya açtı. “Kader” kavramının arkasına sığınmadan
önce, “Tıbbi ve idari olarak üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine
getiriyor muyuz?” sorusunun sorulması gerekir.
İlçede
sevilen isimler Hüseyin Eğeci ve Aliyyül Murtaza Tunç’un vefatlarının ardından
gözler, olay yerine çağrılan 112 acil sağlık ekiplerinin yapısına ve müdahale
kapasitesine çevrildi. Vatandaşların ve görgü tanıklarının en çok dikkat
çektiği husus ise ambulanslarda acil müdahale yapacak doktorun bulunmaması ve
ambulansların adeta birer “hasta nakil aracı” veya “taksi” gibi hizmet veriyor
izlenimi oluşturması.
Mevzuat
Ne Diyor? Sorumlu Kim?
Türkiye’de
acil sağlık hizmetleri, Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği
çerçevesinde yürütülmektedir. Bu yönetmeliğe göre 112 bünyesindeki ambulanslar
temel olarak iki ana gruba ayrılır:
Paramedik
/ AAT (Acil Tıp Teknisyeni) Ambulansları (A Tipi – Doktor Temelli Olmayan):
Türkiye genelinde ve özellikle ilçe merkezlerinde hizmet veren acil yardım
ambulanslarının büyük bir çoğunluğu bu yapıdadır. Bu ekiplerde sürücünün yanı
sıra, ileri yaşam desteği ve acil müdahale yetkisi Paramedik (Acil Tıp Teknikeri)
ve ATT personelindedir.
Doktorlu
Ambulanslar (A1 Tipi): Bünyesinde bir tabip (veya acil tıp uzmanı), paramedik
ve sürücü/sağlık personeli bulunduran araçlardır. Genellikle büyük şehir
merkezlerinde, komuta kontrol merkezinin gerekli gördüğü kritik noktalarda
konuşlandırılır.
Yürürlükteki
mevzuata göre; her ambulansta doktor bulunması yasal bir zorunluluk değildir.
Paramedikler; kalp krizi, duran kalbin çalıştırılması (KPR/CPR), elektroşok
(defibrilasyon) ve belirli ilaçların uygulanması konusunda özel eğitim almış,
tıbbi müdahale yetkisi mevzuatla tanımlanmış profesyonellerdir. DOLAYISIYLA
Dörtdivan’daki ekiplerin yapısı yasal düzenlemelere aykırı değildir.
Yasal
Olması, Aksaklık Olmadığı Anlamına Gelir mi?
Mevzuata
uygunluk, sahadaki ihtiyacın tam olarak karşılandığı anlamına gelmemektedir.
Dörtdivan gibi ilçe merkezlerinde ve kırsal bölgelerde karşılaşılan temel
problem, zaman-mesafe faktörü ile ekip tecrübesi/donanımı arasındaki dengedir.
Zamanla
Yarış ve İlk Müdahale: Kalp krizinde “altın saatler” ve
hatta “altın dakikalar” söz konusudur. Hasta hastaneye yetiştirilmeden önce
olay yerinde ve nakil sırasında yapılan ileri yaşam desteği hayati önem taşır.
Eğer gelen ekipteki personel, kompleks vakalarda karar verme sürecinde tereddüt
yaşıyor veya teknik ekipman imkanları sınırlı kalıyorsa, ambulans istemeden de
olsa bir “nakil aracı” konumuna düşmektedir.
Komuta
ve Danışma Mekanizması: Doktor bulunmayan ekipler, kritik
vakalarda 112 Komuta Kontrol Merkezi’ndeki danışman hekim yönlendirmesiyle
hareket eder. Ancak sahadaki anlık kriz anlarında yüz yüze muayene ve
müdahalenin yerini hiçbir uzaktan yönlendirme tutamaz.
Düzeltilmesi
Gerekenler ve Çözüm Arayışı
“Kaderde
ölüm varsa elden bir şey gelmez” anlayışı, tedbir sorumluluğunu ortadan
kaldırmaz. Dörtdivan ve benzeri ilçelerde sağlık hizmetlerinin kalitesini
artırmak ve benzer acıların önüne geçmek adına şu adımların atılması elzemdir:
İstasyon
Niteliklerinin Güçlendirilmesi: Dörtdivan gibi merkeze
belirli bir mesafede olan ilçelerdeki 112 istasyonlarının donanım ve personel
yetkinliklerinin (EKG okuma, gelişmiş kardiyak arrest yönetimi, ileri havayolu
kullanımı) sürekli hizmet içi eğitimlerle güncellenmesi gerekir.
İhtiyaç
Halinde Hekimli Ekip Desteği: Kritik ve karmaşık
vakalar için il merkezinden veya en yakın hastaneden doktorlu ekibin eş zamanlı
(rendez-vous sistemi) yönlendirilmesi mekanizmaları daha etkin
çalıştırılmalıdır.
Şeffaf
İnceleme ve Kamuoyunu Bilgilendirme: Yaşanan son vakalarda
çağrı geliş anından hastaneye varış anına kadar geçen süredeki müdahale
protokollerinin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından incelenmesi ve kamuoyundaki soru
işaretlerinin giderilmesi gerekmektedir.
İnsan
hayatı, istatistiki bir veriden ibaret değildir. Dörtdivan halkı, acil bir
durumda kapısına gelen ambulansın sadece bir nakil vasıtası değil, eksiksiz bir
“gezici acil servis” yetkinliğinde olmasını talep etmekte son derece haklıdır.
Gerekli idari ve teknik adımların atılması, benzer acıların bir kez daha
yaşanmaması için ertelenemez bir görevdir.
