Hükümetin,
üst üste iki yıl boyunca işlenmeyen tarım arazilerini tespit ederek dijital
tarım kanalları üzerinden kiraya vereceğini ve elde edilen geliri mülk
sahiplerine aktaracağını açıklaması, kamuoyunda ve tahlil çevrelerinde geniş
çaplı bir tartışmayı beraberinde getirdi. Bir yanda gıda arz güvenliğini
sağlama gayesi öne sürülürken, diğer yanda Anayasal haklar ve ekonomik
gerçekler ekseninde derin soru işaretleri beliriyor.
Anayasal
Mülkiyet Hakkı ve Devletin Müdahale Sınırı
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 35. maddesi, mülkiyet ve miras hakkını açıkça güvence
altına alır. Bireyin sahibi olduğu taşınmaz üzerinde dilediği gibi tasarrufta
bulunması —onu boş bırakması, kiralaması ya da satması— temel bir hukuk
kuralıdır. Ancak aynı maddede yer alan "Mülkiyet hakkının kullanılması
toplum yararına aykırı olamaz" ifadesi ile Tarım Kanunu’ndaki kamu yararı
gerekçesi, devletin bu tür müdahalelerine yasal bir zemin olarak sunulmaktadır.
Buna
karşın, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu tür idari tedbirler, "devletin
bireysel tasarruf alanına aşırı müdahalesi" yönündeki eleştirileri
güçlendiriyor. Mülk sahibinin rızası dışında gerçekleşecek bir kiralama
yöntemi, mülkiyet özgürlüğünün aşınması riskini ve beraberinde hukuki
ihtilafları getirmeye adaydır.
Nedeni
Atlayıp Sonuca Müdahale Etmek: Tarlalar Neden Ekilmiyor?
Gıda
arzını artırmak şüphesiz hayati bir hedef. Ancak sorunun hukuki boyutundan daha
kritik olanı, ekilmeyen tarlaların ardındaki ekonomik nedenselliktir.
Arazilerin boş kalması, köylünün ya da çiftçinin keyfiyetinden veya üretimden
vazgeçme isteğinden kaynaklanmıyor.
Artan
Girdi Maliyetleri: Akaryakıt, gübre, tohum, ilaç ve elektrik gibi temel
üretim girdilerinin maliyetleri rekor seviyelere ulaşmış durumdadır. Çiftçinin
tarlaya girmesini sağlayan her bir kalem, üretim riskini doğrudan
katlamaktadır.
Maliyet-Fiyat
Basksı: Yüksek üretim harcamalarına karşın, mahsulün tarladaki satış fiyatı
çoğunlukla maliyeti dahi karşılamamaktadır. Çiftçi, her ekim döneminde
borçlanmak ile tarlayı boş bırakmak arasında bir seçim yapmak zorunda
kalmaktadır.
Sürdürülebilirlik
Riski: Kararlılıkla toprağı işlemeye devam eden üretici dahi kârsızlık ve
borç yükü nedeniyle finansal olarak tıkanmaktadır.
Polisiye
Tedbirler Mı, Yapısal Destekler Mı?
Mülkiyet
hakkını esneterek tarlayı zorunlu kiralama yoluna gitmek, tarımsal üretimdeki
erimenin gerçek nedenlerini perdeleme riski taşır. Tarım sektöründeki temel
problem "arazi yetersizliği" değil, üretimin ekonomik olarak
sürdürülebilir olmaktan çıkmasıdır.
Tarım
politikalarında kalıcı bir başarı elde etmek; mülk sahibinin arazisine idari
yolla müdahale etmekten değil, mazot, gübre ve tohum maliyetlerini makul
seviyelere çekmekten, alım fiyatlarını çiftçiyi koruyacak seviyede tutmaktan ve
tarımsal girdileri desteklemekten geçer. Aksi takdirde, kiralama mekanizmasıyla
tarlaya sokulacak yeni işletmeciler de benzer ekonomik gerçeklerle yüzleşmek
zorunda kalacaktır.
