6 Haziran 2026, Cumartesi
21:13
Logo
Sponsorlu İçerik

‘CEZA YAZDIK’ DİYE AKLANAN ÇEVRE KİRLİLİĞİ: ULUSLU DERESİ’NDEN YÜKSELEN ÇIĞLIĞI RAKAMLAR ÖRTEBİLİR Mİ?

Bolu’nun doğa harikası coğrafyasında yer alan Uluslu Deresi’ndeki kirlilik iddiaları kamuoyunda infial yaratırken, Bolu Valiliği’nden beklenen açıklama gecikmedi. Ancak Valiliğin “Şu kadar işletmeye, şu kadar idari para cezası uygulandı” minvalindeki istatistik kokan basın açıklaması, bölge halkı ve çevre savunucuları tarafından tatmin edici bulunmaktan çok uzak. Sahadaki gerçeklik, masa başındaki rakamların çok ötesinde acı verici bir tabloyu gözler önüne seriyor.
06.06.2026 14:33 78 OKUNMA
‘CEZA YAZDIK’ DİYE AKLANAN ÇEVRE KİRLİLİĞİ: ULUSLU DERESİ’NDEN YÜKSELEN ÇIĞLIĞI RAKAMLAR ÖRTEBİLİR Mİ?

BOLU – Bolu’nun doğa harikası coğrafyasında yer alan Uluslu Deresi’ndeki kirlilik iddiaları kamuoyunda infial yaratırken, Bolu Valiliği’nden beklenen açıklama gecikmedi. Ancak Valiliğin “Şu kadar işletmeye, şu kadar idari para cezası uygulandı” minvalindeki istatistik kokan basın açıklaması, bölge halkı ve çevre savunucuları tarafından tatmin edici bulunmaktan çok uzak. Sahadaki gerçeklik, masa başındaki rakamların çok ötesinde acı verici bir tabloyu gözler önüne seriyor.

İşte Valiliğin “Görevimizi yaptık” savunmasının diğer yüzü:

“Ceza Yazdık, Daha Ne Yapalım?” Yaklaşımı Çözüm Değil

Bürokrasinin en büyük sığınağı, her kriz anında önümüze konulan ceza makbuzlarıdır. Valiliğin yayınladığı rakamlar, çevre koruma konusunda ne kadar kararlı olunduğunu değil; aslında denetim mekanizmalarının kirliliği engellemede ne kadar geç kaldığını ve zayıf olduğunu kanıtlar nitelikte.

Büyük sermaye grupları ve sanayi tesisleri için bu cezalar, çevreye verdikleri zararın bir “bedeli” değil, adeta bir “faaliyet gideri” olarak görülmektedir. Çevreyi kirletmenin bedeli sadece cüzi bir para cezası olduğu sürece, hiçbir işletme pahalı arıtma tesislerini tam kapasite çalıştırma niyetine girmeyecektir.

Asıl soru şudur: Kesilen bu cezalardan sonra işletmeler kirlilik üretmeye devam ediyor mu, etmiyor mu? Kamuoyu, cezadan sonra hangi tesisin mühürlendiğini, hangi işletmeye kalıcı olarak kilit vurulduğunu bilmek istiyor. Eğer ceza makbuzu kesildikten sonra dereden hala zehir akmaya devam ediyorsa, o makbuz sadece bir kağıt parçasından ibarettir.

Devletin Görevi Sermayeyi Değil, Vatandaşı Korumaktır

Uluslu Deresi çevresinde yaşayan vatandaşların yükselen feryadı ve gösterdiği haklı tepki, sorunun “bireysel/rutin” bir ihlalden çıkıp toplumsal bir sağlık krizine dönüştüğünü gösteriyor. Halk, temiz bir çevrede yaşama hakkını savunurken, devlet mekanizmalarının kirlilik kaynağı işletmeleri sadece “uyarmak ve harç keser gibi cezalandırmakla” yetinmesi derin bir çelişkidir.

Anayasa Hatırlatması

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. Maddesi açıkça der ki: “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

Devlet, sermayenin kâr marjını ya da işletmelerin konforunu korumakla yükümlü bir aygıt değildir. Devletin asli varlık sebebi, kendi vatandaşına refah içinde, sağlıklı, toprağı ve suyu zehirlenmemiş bir yaşam alanı sunmaktır.

Kalıcı Çözüm İçin Radikal Adımlar Şart

Valiliğin ve bağlı denetim organlarının artık “biz üzerimize düşeni yaptık” rehavetinden sıyrılması gerekmektedir. Uluslu Deresi’nin kurtulması için “sözüm ona” çevre mücadelesi değil, şu kalıcı adımlar atılmalıdır:

Sıfır Tolerans ve Kapatma Cezaları

Çevre kirliliğini alışkanlık haline getiren, arıtma tesisini çalıştırmayan işletmelere para cezası değil; faaliyetten men ve lisans iptali gibi radikal yaptırımlar uygulanmalıdır.

Şeffaf ve Sürekli İzleme

Bölgedeki sanayi tesislerinin deşarj hatları 7/24 online ve halka açık izleme sistemleriyle takip edilmelidir. Rakamlar kirlilik olduktan sonra değil, kirletilmeden önce bir önlem olarak sunulmalıdır.

Halkın Katılımı

Bölge halkı ve çevre dernekleri denetim süreçlerine dahil edilmeli, valilik koridorlarında alınan kararlar sahada halkın gözü önünde uygulanmalıdır.

Sonuç olarak;

Bolu Valiliği, yayınladığı ceza istatistikleriyle bir başarı hikayesi yazdığını düşünüyorsa yanılıyor. Başarı, kesilen cezanın miktarıyla değil, o derenin ne kadar temiz aktığıyla ölçülür. Uluslu Deresi’nden hala feryat yükseliyorsa, bürokrasinin “görevimizi yaptık” savunması boşa düşmüştür. Devlet, koruyucu zırhını sermayeye değil, toprağına ve vatandaşına giydirmek zorundadır.

HABERLER GÜNCEL
SIRADAKİ HABER

BOLU MİLLETVEKİLİ AKGÜL’DEN SEL MAĞDURU KÖYE ZİYARET: “Kalıcı Çözüm Şart”

HEMEN OKU

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR