Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanmasıyla sonuçlanan süreçte sessizliğini bozan BİM, yayınladığı kamuoyu açıklamasında adeta bir "kelime oyunbazlığı" sergiledi. Şirketin "Ne başlatanıyız ne de tarafıyız" çıkışı, ilk bakışta hukukun üstünlüğüne saygı gibi görünse de, derinlemesine bakıldığında müşteriyi elde tutma ve siyasi fırtınadan hasarsız çıkma çabasının bir ürünü olduğu anlaşılıyor.
1. "Lafı Dolandırma" Sanatı: Rolü Gizleme Çabası
BİM, açıklamasında soruşturma sürecindeki konumunu o kadar muğlak bir dille ifade ediyor ki, okuyucu bir "perakende devinden" mi yoksa "tesadüfen olay yerinden geçen bir yabancıdan" mı bahsedildiğini anlamakta güçlük çekiyor. "Taraf değiliz" vurgusu, aslında sürecin fitilini ateşleyen veya süreçten doğrudan etkilenen kurumsal hafızayı silme girişimi olarak yorumlanıyor. Şirket, kamuoyu nezdindeki "şikayetçi veya tetikleyici" imajını silmek için gri bir alan inşa ediyor.
2. Müşteri Kaybetme Korkusu: Ticari Pragmatizm
Tanju Özcan gibi kamuoyunda kutuplaşmış olsa da ciddi bir destekçi kitlesine sahip bir figür söz konusu olduğunda, BİM’in en büyük korkusunun boykot olduğu aşikâr. "Soruşturmayı etkilemeye yönelik tartışmaların tarafı olmayacağız" cümlesi, aslında her iki mahalleden de gelebilecek tepkileri göğüslemek yerine, kafayı kuma gömme stratejisidir. Şirket, raflarındaki ürünlerin her kesimden insan tarafından alınmaya devam etmesini, adaletin tecellisinden daha öncelikli bir sıraya koymuş durumda.
3. "Soruşturmadan Keyif Almak": Satır Arasındaki İroni
En dikkat çekici nokta ise "soruşturmayı etkilemeye yönelik tartışma" ifadesi. BİM, bu ifadeyle aslında süreci bir üst perdeden, adeta bir "hakem" veya "izleyici" edasıyla takip ettiğini itiraf ediyor. Soruşturmanın gidişatından duyulan memnuniyet, bu "steril ve mesafeli" dilin arkasına gizlenmiş durumda. Şirket, yargı sürecinin kendi lehine işlediğini görmekten memnun olsa da, bu memnuniyeti "hukuka saygı" ambalajıyla sunarak etik bir zırh kuşanmaya çalışıyor.
Sonuç: Samimiyet Testinde Sınıfta Kalmak
BİM’in açıklaması, bir şirketin toplumsal olaylar karşısında nasıl "şeffaf olmama" kararı alabileceğinin dersi niteliğinde. "Taraf değiliz" derken bile aslında mevcut durumun devamından yana taraf olan BİM, bu stratejisiyle ne Özcan destekçilerini ne de sürecin şeffaf yürümesini bekleyenleri tatmin edebildi. Görünen o ki; BİM için "hesap verebilirlik", sadece kasa fişlerindeki rakamlardan ibaret.